PEREK 50

1. Yosef babasının yüzü üzerine kapandı. Orada ağladı ve onu öptü.

2. Yosef sonra hizmetkarlarına – anatomi uzmanlarına – babasını mumyalamalarını emretti. Uzmanlar, Yisra­el’i mumyaladılar.

3. Kırk gün doldu; zira mumyalama için gereken gün sayısı buydu. Mısır, onun [Yaakov] için yetmiş gün ağladı.

4. Yas günleri geçince, Yosef Paro’nun ev halkına baş­vurdu ve şöyle dedi: “Eğer mümkünse, lütfen Paro’ya şu kişisel mesajı iletin:

5. Babam bana, ‘Bak ben ölüyorum; beni Kenaan Ülke­si’nde kendime kazmış olduğum mezarıma – tam oraya göm’ diyerek yemin ettirdi. Şimdi; izin verirseniz, çıkıp babamı gömeyim ve geri geleyim”.

6. Paro “Çık ve sana yemin ettirdiği üzere babanı göm” dedi.

7. Yosef babasını gömmek üzere kuzeye çıktı; Paro’nun tüm bakanları, sarayının ileri gelenleri ve Mısır’ın tüm diğer ileri gelenleri de onunla çıktılar.

8. Yosef’in tüm ailesi, kardeşleri ve babasının ailesi [de onunla gittiler ve] sadece küçük çocuklarını, davar­larını ve sığırlarını Goşen bölgesinde bıraktılar.

9. Onunla [Yosef’le] birlikte aynı zamanda bir araba grubu ve süvariler de çıkmıştı. Kortej fazlasıyla gör­kemliydi.

10. Yarden’in kıyısında bulunan Goren Aatad’a geldi­ler. Burada [Yaakov’u] büyük ve görkemli bir törenle methettiler. [Yosef] Babası için yedi gün boyunca yas tuttu.

11. Kenaan Ülkesi’nde oturanlar Goren Aatad’daki yası gördükleri zaman “Bu, Mısır için oldukça ağır bir yas” dediler. Yarden’in kıyısındaki bu yere, bu yüzden Avel Mitsrayim adı verildi.

12. [Yaakov’un] Oğulları ona, aynen kendilerine emret­miş olduğu şekilde davrandılar.

13. Oğulları onu Kenaan Ülkesi’ne taşıdılar ve onu Mahpela arazisindeki mağaraya gömdüler. Avraam Mamre’nin bitişiğindeki bu araziyi, Hiti Efron’dan mezarlık arsası olarak satın almıştı.

14. Babasını gömdükten sonra, Yosef Mısır’a döndü – o, kardeşleri ve babasını gömmek üzere kendisiyle çıkan herkes.

15. Yosef’in kardeşleri, babaları ölünce [bunun olası sonuçlarını] fark ettiler. “Ya Yosef bize kin duyuyorsa?” dediler. “Ona etmiş olduğumuz tüm kötülüğün karşılığını vermek isteyecektir”.

16. Yosef’e [ulaklar göndererek, ona şöyle] söylenmesi­ni emrettiler: “Baban, ölümünden önce [bize] şöyle bir direktif vermişti:

17. ‘Yosef’e şöyle deyin: Lütfen; kardeşlerinin sana kötülük yaptıklarındaki kindarca davranışlarını ve günahlarını bağışla’. Şimdi – lütfen, babanın Tanrısı’nın kullarının bu kindarca davranışını bağışla”. [Ulaklar] Kendisine konuştuklarında Yosef ağladı.

18. Daha sonra kardeşleri de gelip kendilerini onun önünde yere attılar ve “İşte!” dediler, “Senin kölelerin olmaya hazırız!”

19. Yosef onlara “Korkmayın” dedi. “Yani – ben Tan­rı’nın yerini alabilir miyim?

20. Belki siz bana kötülük etmeyi düşündünüz; ama Tanrı sonucunu iyi yaptı. [Tanrı’nın bunu] Büyük bir toplumu hayatta tutmak için yaptığı bugün gibi açık!

21. Dolayısıyla korkmayın. Hem sizin hem de çocuklarınızın ihtiyaçlarını ben karşılayacağım”. [Yosef böylece] Onları yatıştırarak kalplerine konuştu.

22. Yosef Mısır’da kaldı – o ve babasının ailesi. Yosef’in yaşamı 110 yıl sürdü.

23. Yosef, Efrayim’in torunlarını gördü; aynı zamanda Menaşe’nin oğlu Mahir’in oğulları da Yosef’in kucağın­da doğdu.

24. Yosef kardeşlerine “Ben ölmek üzereyim” dedi. “Tanrı sizi mutlaka hatırda tutacak ve sizi bu ülkeden, Avraam, Yitshak ve Yaakov’a [vereceğine dair] yemin etmiş olduğu ülkeye çıkaracak”.

25. Yosef sonra Bene-Yisrael’e “Tanrı sizi mutlaka hatırında tutacak; [o zaman] kemiklerimi buradan çıka­racaksınız” diyerek yemin ettirdi.

26. Yosef 110 yaşında öldü. Onu mumyaladılar ve Mısır’da bir sandukaya yerleştirdiler.

PEREK 49

1. Yaakov, oğullarını çağırttı. [Geldiklerinde] “Toplanın ve sizlere, tarih boyunca başınıza gelecekleri anlatayım” dedi.

2. “Bir araya gelin ve dinleyin Yaakov’un oğulları; babanız Yisrael’i dinleyin!

3. “Reuven; Behorumsun sen; kuvvetim ve erkekliğimin başlangıcı. Mevkide en üstün ve güçte en üstün.

4. [Fakat] Su gibi tezcanlı [olduğun için] üstün olmayı sürdürmeyeceksin. Çünkü babanın yataklarını taşımış ve döşeğime Çıkan’ın Kutsiyeti’ni ihlal etmiştin.

5. “Şimon ve Levi ikilidirler. Silahlanışları çalıntı bir sanattır.

6. Ruhum onların entrikalarına katılmasın; onların top­lanışlarıyla bir olma, ey onurum! Çünkü öfkeleriyle insan­ları öldürdüler, [düşüncesizce] istekleriyle boğaları sakat­ladılar.

7. Öfkelerine lanet olsun – çünkü yoğundur; ve gazapları­na [lanet olsun] – çünkü insafsızdır. Onları Yaakov’da böleceğim; ve Yisrael’de dağıtacağım.

8. “Yeuda; sen – kardeşlerin sana itaat edecekler. Elin düş­manının ensesinde olacak; babanın oğulları sana doğru eğilecekler.

9. “Genç arslan Yeuda; avın üstünden yükseldin oğlum! Bir arslan gibi – heybetli bir arslan gibi çömelip uzanır. Onu kaldırmaya kim cesaret edebilir?

10. “Son sükunet gelene kadar, ne kraliyet asası Yeuda’dan ayrılacak, ne de yasama onun soyundan. Ve [o zaman] halklar ona itaat edecekler.

11. “Sıpasını asmaya bağlar, [dişi] eşeğinin yavrusunu da asma dalına. Giysisini şarapla yıkar, cübbesini ise üzü­mün kanıyla.

12. Gözleri şaraptan daha parıltılıdır, dişleri de sütten daha beyaz.

13. “Zevulun, deniz kıyılarında barınacak; gemilere liman olacak, sınırı Tsidon’a kadar uzanacak.

14. “Yisahar, heybeler arasında uzanan, kuvvetli kemiklere sahip bir eşektir.

15. Dinlencenin iyi, ülkenin hoş olduğunu gördü; ama yine de omzunu yük taşımak üzere eğdi ve sözleşmeli hizmetkar oldu.

16. “Dan, halkı için çarpışacak; tıpkı Yisrael’in diğer kabi­lelerinden biri gibi.

17. Dan, yolda bir yılan – patikada atın topuklarını sokup binicisini geriye düşürten bir engerek olacak.

18. Kurtarışını ümitle bekliyorum, ey Tanrım!

19. “Akıncılar Gad’a saldıracak; ancak o, onların topuğu­na saldıracak.

20. “Aşer’den gelecek en zengin yiyecekler; krallara yaraşır lezzetli yiyecekleri o sağlayacak.

21. “Naftali, serbestçe koşan ve güzel sözler dağıtan bir karacadır.

22. “Verimli bir oğuldur Yosef. Kaynak başında bulunan ve dalları duvarın üstünden aşan verimli bir asmadır.

23. “[İnsanlar, Yosef’in hayatını] Acılaştırdılar ve [ona] muhalif oldular; didişme ustaları onu hedeflediler.

24. Fakat kararlılığından ödün vermedi ve [sonunda] kol­ları altınlarla bezendi. [Tüm bunlar] Yaakov’un Kahra­manı’nın Eli’nden çıktı; ve ondan sonra [Yosef] bir çoban, Yisrael’in temel taşı oldu.

25. “[Tüm bunlar] Babanın Tanrısı’ndan [kaynaklandı; ve O sana yine] yardım edecektir. [Kalbin] Her-Şeye-Ka­dir ile [idi; dolayısıyla O] seni mübarek kılacaktır. Yukarı­dan göklerin bereketi ile, derinlerde yatan suyun bereketi – göğüslerin ve rahimlerin bereketi [senin olacaktır].

26. “Babanın verdiği beraha, benim ebeveynimin verdiği berahayı, dünyanın tepelerinin uçlarına kadar aştı. [Bu berahalar] Yosef’in başı, ‘kardeşleri arasında seçkin olan’ın [Yosef’in] alnı için gerçekleşsinler.

27. “Binyamin yırtıcı bir kurttur. Sabahleyin avından yer, akşamına da ganimeti dağıtır”.

28. Tüm bunlar, Yisrael’in kabileleridir, [toplamda] oniki tane. Ve babalarının onları mübarek kılarken onlara söyledikleri de bunlardır. [Yaakov] Her birini kendisine uygun bir berahayla mübarek kılmıştır.

29. [Yaakov, bundan sonra] Onlara son direktiflerini verdi. Onlara “Ben halkıma katılıyorum” dedi. “Beni Hiti [milletinden] Efron’un arazisindeki mağarada göm­mek üzere, babalarıma götürün.

30. Bu, Kenaan Ülkesi’nde, Mamre’nin bitişiğindeki Mah­pela arazisindeki mağaradır. Avraam [mağarayı, o] ara­zinin yanında, Hiti Efron’dan mezarlık arsası olarak satın almıştı.

31. Avraam’ı ve eşi Sara’yı oraya gömmüşlerdi, Yitshak’ı ve eşi Rivka’yı oraya gömmüşlerdi ve ben de Lea’yı oraya gömmüştüm.

32. “Araziyle içindeki mağaranın satın alım işlemi, Het oğullarının elinden gerçekleşmişti”.

33. Yaakov oğullarına son direktiflerini vermeyi böyle­ce tamamladı. Ayaklarını yatağın içine topladı, son nefesini verdi ve halkına katıldı.

PEREK 48

1. Bundan kısa bir süre sonra, [birisi] Yosef’e “Baban rahatsız” dedi. [Yosef, babasına giderken] Yanına iki oğlunu, Menaşe’yi ve Efrayim’i aldı.

2. Yaakov’a “Oğlun Yosef sana geldi” diye bildirilince, Yisrael gücünü toparladı ve yatağında dik oturdu.

3. Yaakov Yosef’e, “Her-Şeye-Kadir-Tanrı, bir keresinde, Kenaan Ülkesi’ndeki Luz’da bana görünmüş ve beni mübarek kılmıştı” dedi.

4. “Bana ‘Seni verimli kılıp çoğaltacağım. Seni halklar top­luluğu haline getireceğim ve bu ülkeyi ardından gelecek olan nesline ebedi bir mülk olarak vereceğim’ demişti.

5. “Şimdi; Mısır’a, sana gelişimden önce, Mısır Ülkesi’nde sana doğan iki oğlun, benimdirler. Efrayim ve Menaşe, tıpkı Reuven ve Şimon gibi, benim sayılacaklar.

6. Fakat onların ardından çocuğun doğarsa, onlar senin sayılacaklar ve miraslarını [büyük] kardeşlerinin pay­larından alacaklar.

7. “Ben ise – Padan Aram’dan gelişimde, Kenaan Ülke­si’nde, Efrat’a henüz kısa bir mesafe kalmışken, Rahel aniden öldü. Onu orada, Efrat (Bet-Lehem) yolunda gömdüm”.

8. Yisrael, Yosef’in oğullarını görünce “Bunlar kim?” diye sordu.

9. Yosef babasına “Onlar, Tanrı’nın bana burada vermiş olduğu oğullarımdır” dedi. “Onları bana getir lütfen” dedi [Yaakov]. “Onları müba­rek kılayım”.

10. Yisrael’in gözleri, yaşlılıktan dolayı ağırlaşmıştı ve göremiyordu. [Yosef, oğullarını] Ona yaklaştırdığı zaman, [Yisrael] onları öpüp kucakladı.

11. Yisrael, Yosef’e “Yüzünü görmeyi ummuyordum bile” dedi. “Ama işte, Tanrı bana senin çocuklarını bile göster­di”.

12. Yosef onları, [babasının] kucağından aldı ve yüz üstü yere eğildi.

13. Yosef sonra ikisini – Efrayim’i kendi sağına (Yisra­el’in soluna); Menaşe’yi de kendi soluna (Yisrael’in sağına) – aldı ve ona [babasına] yaklaştı.

14. Yisrael sağ elini uzattı ve küçük oğul [olmasına rağ­men] Efrayim’in başına, sol elini ise Menaşe’nin başı­na koydu. Menaşe Behor olmasına karşın, [Yisrael] ellerini [bilinçli olarak] çaprazlamıştı.

15. [Yaakov] Yosef’i mübarek kıldı ve şöyle dedi: “Ey, babalarımın – Avraam ve Yitshak’ın – Önü’nde gittikleri Tanrı! Ey, kendimi bildiğim andan bugüne kadar bana çobanlık eden Tanrı!

16. Beni tüm kötülüklerden kurtaran melek, bu çocukları mübarek kılsın. Hem benim ismim, hem de babalarım Avraam ve Yitshak’ın isimleri, onlarla anılsın. Ve yeryü­zünde balıklar gibi çoğalsınlar”.

17. Yosef, babasının, sağ elini Efrayim’in başına koy­duğunu görmüştü. Bundan hoşlanmadı. Babasının elini, Efrayim’in başından kaldırıp Menaşe’nin başına geçirmeye çalıştı.

18. “Böyle değil baba” dedi Yosef babasına. “Çünkü Behor olan diğeridir. Sağ elini onun başına koy”.

19. Ancak babası reddederek “Biliyorum oğlum, biliyo­rum” dedi. “[Behor olan – ] O da bir halk haline gelecek. O da büyüklük elde edecek. Ancak küçük kardeşi ondan daha büyük olacak ve soyu uluslar arasında ünlenecek”.

20. [Yaakov] O gün onları şöyle mübarek kıldı: “[Gele­cekte, tüm Bene-] Yisrael seninle mübarek kılacak ve ‘Tanrı seni Efrayim ve Menaşe gibi yapsın’ diyecek”. [Böylece Yisrael, yine bilinçli olarak] Efrayim’i, Mena­şe’nin önüne koydu.

21. Yisrael, Yosef’e “Bak; ben ölmek üzereyim” dedi. “Tanrı sizinle olacak ve sizi babalarınızın topraklarına geri getirecektir.

22. Ve ben sana, kardeşlerinin paylaşımından ayrı olarak, Emori’nin elinden, kılıcımla ve yayımla almış olduğum Şehem’i veriyorum”.

PEREK 47

1. Yosef gelip Paro’ya anlattı. “Babam, kardeşlerim, davarları, sığırları ve kendilerine ait olan her şey Kenaan Ülkesi’nden geldiler” dedi. “Şu anda Goşen bölgesinde­ler”.

2. Kardeşleri arasından beş kişi seçmişti. Onları Paro’ya takdim etti.

3. Paro [Yosef’in] kardeşlerine “Ne iş yaparsınız?” diye sordu. “Kulların davar çobanıdır – hem biz hem de babalarımız” diye cevap verdiler Paro’ya.

4. “Bu ülkede bir süre kalmak için geldik” diye açıkladılar Paro’ya. “Çünkü kıtlık Kenaan’da oldukça ağır olduğun­dan, kullarınızın davarı için otlak yok. Lütfen kullarınızın Goşen bölgesinde yerleşmelerine izin veriniz”.

5. Paro Yosef’e “Baban ve kardeşlerin sana gelmişler” dedi.

6. “Mısır ülkesi önündedir. Babanı ve kardeşlerini ülkenin en iyi bölgesine yerleştir; Goşen bölgesinde yerleşsinler. Aralarında yetenekli olduğunu bildiğin kişiler varsa, onları benim sürülerimin yönetimine atarsın”.

7. Yosef, babası Yaakov’u getirdi ve onu Paro’nun huzuruna çıkardı. Yaakov Paro’yu mübarek kıldı.

8. Paro, Yaakov’a “Kaç yaşındasın?” diye sordu.

9. “Hayattaki yolculuğum 130 yıl sürdü” diye cevapladı Yaakov. “Yaşantımın günleri oldukça az ve zor oldu. Babalarımın hayat içindeki yolculuklarında yaşadıkları kadar uzun yaşamadım”.

10. Yaakov sonra Paro’yu mübarek kıldı ve huzurun­dan ayrıldı.

11. Yosef, babası ve kardeşlerini yerleştirdi. Onlara Paro’nun emrettiği üzere, Mısır ülkesinde, ülkenin en iyi bölgesindeki Rameses topraklarında arazi verdi.

12. Yosef, babasının, kardeşlerinin ve babasının ailesi­nin tümünün ihtiyaçlarını, en küçüklerine kadar kar­şıladı.

13. Bölgenin hiçbir yerinde ekmek bulunamıyordu; zira kıtlık çok ağırdı. Mısır ve Kenaan ülkeleri [halkları] kıtlıktan dolayı kırılıyordu.

14. Yosef, Mısır ve Kenaan ülkelerinde bulunan tüm parayı, [bu halkların] satın aldıkları buğdaya karşılık olarak topladı. Yosef [tüm] bu parayı Paro’nun hazi­nesine getirdi.

15. Mısır ve Kenaan ülkelerinin parası tamamen bit­tiğinde, tüm Mısır Yosef’e gelip “Bize ekmek verin! Sırf para sıfırlandı diye neden karşınızda ölelim?” dediler.

16. Yosef “Sürülerinizi getirin. Madem para sıfırlandı, o zaman size [ihtiyacınızı] sürülerinize karşılık veririm” dedi.

17. Sürülerini Yosef’e getirdiler ve Yosef onlara, atlar, davar ve sığır sürüleri ile eşekler karşılığında ekmek verdi. O yıl boyunca, tüm sürüleri karşılığında onları ekmekle geçindirdi.

18. O yıl sona erdi. İkinci yılda ona gelip “Efendimizden hiçbir şeyi esirgeyecek değiliz” dediler. “Ancak paranın bitmesi ve hayvanların efendimize devredilmesiyle, kuru­muş vücutlarımız ve toprağımızdan başka efendimize verecek bir şeyimiz kalmadı.

19. Hem biz hem de toprağımız – neden gözünüzün önünde ölüp gidelim? Bizi ve toprağımızı ekmek karşılığında satın alın. Bizler Paro’nun kölesi olalım; toprağımız da [ona ait olsun]. Bize tohum verin! Yaşayalım ve ölmeyelim! Top­rak da ıssızlaşmasın!”

20. Yosef [bunun üzerine] Mısır’ın tüm [tarım] toprak­larını Paro’nun malı haline getirdi. Zira kıtlığın kuv­vetine dayanamadığı için herkes tarlasını satmıştı. Böylece ülke Paronun [şahsi mülkü] oldu.

21. [Yosef,] Halkı da Mısır sınırının bir ucundan diğerine kadar, şehirlere taşıdı.

22. Sadece rahiplerin toprağını satın almamıştı. Çünkü rahiplerin Paro tarafından öngörülmüş [yiyecek] pay­ları vardı. Paro’nun kendilerine verdiği payı yiyorlardı ve bu yüzden topraklarını satmadılar.

23. Yosef halka “Bakın; bugün hem sizi hem de toprak­larınızı Paro’nun malı haline getirdim” dedi. “İşte size tohum; toprağı ekin.

24. İleride, ürünlerden beşte birlik bir bölümü Paro’ya vere­ceksiniz. [Kalan] Dört pay ise – gerek toprağı ekmeniz için tohum, gerekse de hem kendinize, hem de ev halkınıza ve çocuklarınıza yiyecek olarak – size ait olacak”.

25. “Hayatımızı kurtardınız!” dediler. “Efendimizin gözün­de beğeni kazanalım; [seve seve] Paro’nun köleleri olu­ruz”.

26. Yosef bunu, bugüne kadar [geçerli olan] bir kanun olarak belirledi. [Buna göre:] Mısır’ın [tarım] top­rağının [üzerinde yetişen ürünlerin] beşte biri Paro’ya aittir. Ancak, sadece rahiplerin toprakları Paro’ya ait değildir.

27. [Bu arada, yeni oluşmaya başlayan] Yisrael [halkı], Mısır ülkesindeki Goşen bölgesinde yerleşti. Orada mülk edindiler. Çok verimli oldular ve sayıca fazlasıy­la [ve hızlı bir şekilde] çoğaldılar.

28. Yaakov, Mısır Ülkesi’nde 17 yıl yaşadı. Yaakov’un hayatı toplam 147 yıla ulaştı.

29. Yisrael, ölümünün yaklaştığını anladığı zaman, oğlunu – Yosef’i – çağırttı ve ona “Bana iyilik yapmak istiyorsan, elini uyluğumun altına yerleştir” dedi. “Bana şefkat ve doğrulukla davran ve lütfen beni Mısır’da gömme.

30. Babalarımla birlikte yatayım. Beni Mısır’dan [dışarı] taşı ve onların mezarlarında göm”.

“Sözlerine uygun davranacağım”

31. “Bana yemin et”. [Yosef, Yaakov’a] Yemin etti ve Yisrael yatağın başu­cuna doğru eğildi.

PEREK 46

1. Yisrael, kendisine ait olan her şeyle birlikte yolculuğa başladı ve Beer-Şeva’ya geldi. [Orada,] Babası Yitshak’ın Tanrısı’na hayvanlar kesti.

2. Tanrı, bir gece vizyonunda Yaakov’a konuştu. “Yaa­kov! Yaakov!” dedi. “Efendim”

3. “Ben, babanın Tanrısı – Tanrı’yım. Mısır’a inmekten korkma. Çünkü seni orada büyük bir ulus haline getire­ceğim.

4. Mısır’a seninle birlikte inecek, ayrıca seni oradan kesin­likle çıkaracağım. Yosef, elini [senin] gözüne yerleştirecek­tir”.

5. Yaakov Beer-Şeva’dan yola çıktı. Yisrael’in oğulları, babaları Yaakov’u, [kendi] çocuklarını ve eşlerini, Paro’nun onu [Yaakov’u] taşımak üzere göndermiş olduğu arabalarla taşıdılar.

6. Sürülerini ve Kenaan Ülkesi’nde edindikleri servet­lerini aldılar ve Mısır’a geldiler – Yaakov ve onunla birlikte tüm soyu.

7. [Yaakov], Yanına oğullarını ve erkek torunlarını [aldı]; kızlarını, kız torunlarını ve tüm soyunu da ken­disiyle birlikte Mısır’a getirdi.

8. Mısır’a gelen Yisrael Halkı’nın isimleri şunlardır: Yaakov ve oğulları. Yaakov’un Behor oğlu Reuven’di.

9. Reuven’in oğulları: Hanoh, Palu, Hetsron ve Karmi.

10. Şimon’un oğulları: Yemuel, Yamin, Oad, Yahin, Tsohar ve Kenaani kadının oğlu Şaul.

11. Levi’nin oğulları: Gereşon, Keat ve Merari.

12. Yeuda’nın oğulları: Er, Onan, Şela, Perets ve Zerah. Er ve Onan Kenaan Ülkesi’nde ölmüşlerdi. Perets’in oğulları olmuştu: Hetsron ve Hamul.

13. Yisahar’ın oğulları: Tola, Puva, Yov ve Şimron.

14. Zevulun’un oğulları: Sered, Elon ve Yahleel.

15. Bu sayılanlar, Lea’nın, Padan Aram’da Yaakov’a doğurduğu oğullarıdır. Ayrıca [Yaakov’un] kızı Dina [da katıldığında, Yaakov’un] Tüm oğulları ve kızları [ayrıca torunları] ile birlikte, nüfus [şu aşamada] 33’tür.

16. Gad’ın oğulları: Tsifyon, Hagi, Şuni, Etsbon, Eri, Arodi ve Areli.

17. Aşer’in oğulları: Yimna, Yişva, Yişvi ve Beria; [ayrı­ca] kızkardeşleri Serah. Beria’nın oğulları: Hever ve Malkiel.

18. Bu sayılanlar, Lavan’ın, kızı Lea’ya verdiği Zilpa’nın oğullarıdır. [Zilpa] Bunları Yaakov’a doğurdu – [torun­larla birlikte] 16 kişi.

19. Yaakov’un eşi Rahel’in oğulları: Yosef ve Binyamin.

20. Yosef’in Mısır Ülkesi’nde, On rahibi Poti Fera’nın kızı Asenat’ın ona doğurduğu oğulları oldu: Menaşe ve Efrayim.

21. Binyamin’in oğulları: Bela, Beher, Aşbel, Gera, Naaman, Ehi, Roş, Mupim, Hupim ve Ard.

22. Bu sayılanlar, Rahel’in, Yaakov’a doğan oğullarıdır – [torunlarla birlikte] tamamı 14 kişi.

23. Dan’ın oğulları: Huşim.

24. Naftali’nin oğulları: Yahtseel, Guni, Yetser ve Şilem.

25. Bu sayılanlar, Lavan’ın, kızı Rahel’e verdiği Bila’nın oğullarıdır. [Bila] Bunları Yaakov’a doğurdu – [torun­larla birlikte] tamamı 7 kişi.

26. Böylece, doğrudan [Yaakov’un] soyundan olan ve Yaakov’la birlikte Mısır’a gelen kişilerin tamamı – Yaakov’un oğullarının eşleri haricinde – toplam 66 kişidir.

27. Yosef’in, Mısır’da kendisine doğan oğulları da iki kişiydi. Böylece Yaakov’un Mısır’a gelen ailesinin tamamı, 70 kişidir.

28. [Yaakov] Yeuda’yı, Goşen’de kendisinden önce hazırlık yapması için önden Yosef’e gönderdi. [Diğer­leri ise] Goşen bölgesine [daha sonra] vardılar.

29. Yosef savaş arabasını [bizzat] koşumladı ve babasını karşılamak üzere Goşen’e çıktı. Ona [babasına] görün­dü ve [onun] omuzlarına düştü. Uzun bir süre omuz­larında ağladı.

30. Yisrael Yosef’e “Yüzünü ve hala hayatta olduğunu gördükten sonra, artık [huzurla] ölebilirim” dedi.

31. Yosef, kardeşlerine ve babasının ev halkına “Çıkıp Paro’ya anlatayım” dedi. “Ona [şöyle] diyeceğim: ‘Kena­an Ülkesi’ndeki kardeşlerim ve babamın ev halkı bana geldiler.

32. Bu adamlar davar çobanıdırlar ve [Kenaan’da] hay­vancılıkla uğraşırlardı. Davarlarını, sığırlarını ve kendile­rine ait her şeyi de [beraberlerinde] getirdiler’.

33. “Paro sizi çağırtıp ‘Ne iş yaparsınız?’ dediğinde,

34. ‘Kullarınız, hayvancılıkla uğraştılar – çocukluğumuzdan şimdiye kadar; hem biz hem babalarımız’ diyeceksiniz. Böylece Goşen’de yerleşebilmeniz mümkün olacak. Zira davar çobanlığı Mısır’da tabudur”.

PEREK 45

1. Yosef duygularına daha fazla hakim olamadı. Tüm hizmetkarları orada oldukları için “Herkesi dışarı çıkarın!” diye bağırdı. Böylece Yosef kendisini kardeş­lerine tanıttığı zaman, yanında [yabancı] kimse yoktu.

2. Öyle yüksek bir sesle ağlamaya başladı ki, Mısırlılar duydular. [Bu beklenmedik durumla ilgili haberi] Paro’nun saray personeli de duydu.

3. Yosef, kardeşlerine “Yosef’im ben!” dedi. “Babam hala hayatta mı?” Kardeşleri onun önünde öylesine allak bullak olmuş­lardı ki, ona cevap bile veremediler.

4. Yosef, kardeşlerine “Lütfen yaklaşın bana” dedi. Yak­laştıklarında, “Ben, kardeşiniz Yosef’im. Hani beni Mısır’a satmıştınız.

5. Şimdi – beni buraya sattığınız için üzülmeyin; kendinizi suçlamayın. Çünkü [anlaşılan] Tanrı beni, hayat kurtar­mak amacıyla, sizden önce göndermiş!

6. Zira bölgede iki yıldır kıtlık var ve daha beş yıl boyunca ne toprak sürüle­bilecek, ne de hasat olacak.

7. Tanrı, ülkede varlığınızın sürmesini garantilemek ve sizi olağanüstü yollarla kurtarmak üzere hayatta tutmak için beni sizden önce gönderdi.

8. “Şimdi – Beni buraya gönderen siz değilsiniz; aslında Tanrı’dır. [Tanrı] beni Paro’nun başveziri, tüm hüküme­tinin efendisi ve tüm Mısır Ülkesi’nin hakimi yaptı.

9. “Acele edin ve babama çıkarak, kendisine şöyle deyin: ‘Oğlun Yosef şöyle dedi: Tanrı beni tüm Mısır’ın efendisi yaptı. Bana gel – durma!

10. Goşen bölgesinde oturacak ve bana yakın olacaksın – sen, çocukların, torunların, davarın, sığırın ve sana ait olan her şey.

11. Senin, ailen ve sana ait olan her şeyle birlikte fakirleşme­men için, orada tüm ihtiyaçlarını karşılayacağım – çünkü daha beş yıl kıtlık var’.

12. “[Kardeşlerim;] İşte – hem siz hem de kardeşim Binya­min – size bizzat konuştuğumu gözlerinizle görüyorsunuz.

13. Babama, Mısır’daki yüksek mevkiimle ilgili her şeyi ve tüm gördüklerinizi anlatın. Acele edin ve babamı buraya getirin”.

14. [Bu sözlerin ardından, Yosef] Kardeşi Binyamin’in omuzlarına düşüp ağladı. Binyamin de onun omuz­larında ağladı.

15. [Yosef] Sonra tüm kardeşlerini öptü ve onların [omuzları] üzerinde ağladı. Sonrasında kardeşleri onunla söyleştiler.

16. Haber Paro’nun sarayında yayıldı: “Yosef’in kardeş­leri geldi!” [Bu durum] Gerek Paronun, gerekse de danışmanlarının hoşuna gitti.

17. Paro Yosef’e, “Kardeşlerine şöyle söyle:” dedi. “Şunu yapın: Hayvanlarınızı [erzakla] yükleyin, gidip Kenaan Ülkesi’ne varın.

18. Babanızı ve ailelerinizi de alıp bana gelin. Size Mısır Ülkesi’nin en iyi bölgesini vereceğim. Ülkenin en iyi ürün­lerini yiyeceksiniz.

19. Sen ise [Yosef; tarafımdan] emir aldın. [Kardeşlerine şöyle diyeceksin:] ‘şunu yapın: Mısır Ülkesi’nden kendini­ze, çocuklarınız ve eşleriniz için arabalar alın. Babanızı da taşıyıp gelin.

20. Mallarınızı dert etmeyin; zira tüm Mısır Ülkesi’nin en iyi bölgesi, sizindir’”.

21. Yisrael’in oğulları bunu yapmayı kabul ettiler. Yosef, Paro’nun emri üzerine onlara arabalar verdi. Ayrıca onlara yol için yolluk da verdi.

22. [Kardeşlerinin] Hepsine takım elbiseler verdi. Bin­yamin’e ise 300 parça gümüş ve beş takım elbise verdi.

23. Babasına da şunları gönderdi: Mısır’ın en iyi ürün­lerini taşıyan on [erkek] eşek ile, babasının yolculuğu için buğday, ekmek ve yiyecek taşıyan on dişi eşek.

24. Kardeşlerini yolcu etti ve yola çıktılar. [Çıkarlar­ken] Onlara “Yolda tartışmayın” dedi.

25. [Kardeşler] Mısır’dan kuzeye çıktılar ve Kenaan Ülkesi’ne, babaları Yaakov’a geldiler.

26. Ona [olanları] anlattılar: “Yosef hala hayatta! Üste­lik tüm Mısır Ülkesi’nin hakimi!” dediler. [Yaakov’un] Kalbi hissizleşti; çünkü onlara inana­mamıştı.

27. Sonra, Yosef’in, kendilerine konuşmuş olduğu tüm sözlerini ona aktardılar. Yosef’in, kendisini taşı­mak üzere göndermiş olduğu arabaları da görünce, babaları Yaakov’un ruhu canlandı.

28. “Ne büyük [olay]!” dedi Yisrael. “Oğlum Yosef hala yaşıyor! Ölmeden önce gidip onu göreyim!”

PEREK 44

1. Yosef, evinin sorumlusuna talimat vererek “Adam­ların çuvallarını, taşıyabilecekleri kadar yiyecekle dol­dur ve herkesin parasını çuvalının ağzına yerleştir” dedi.

2. “Benim kadehimi de – yani gümüş kadehimi – en küçük olanın çuvalının ağzına erzak parasıyla birlikte yerleştir”. [Adam] Yosef’in söylediklerini harfiyen yerine getirdi.

3. Gün ışıdı ve adamlar yolcu edildi – onlar ve eşekleri.

4. Şehirden çıkmışlar ve henüz fazla uzaklaşmamışlardı ki, Yosef evinin sorumlusuna “Git adamların peşine düş” dedi. “Kendilerine yetiştiğinde, onlara [şöyle] söyle: ‘İyiliğe neden kötülükle karşılık verdiniz?

5. Bu, efendimin içinden içtiği ve onunla fal baktığı [gümüş kadeh] değil mi? Bu davranışınızla berbat bir şey yaptınız!’ ”

6. [Adam, kardeşlere] Yetişti ve onlarla tam olarak bu sözleri kullanarak konuştu.

7. [Kardeşler] Ona “Efen­dim neden böyle şeyler söylüyor?” dediler. “Kul­larınızın böylesi bir şeyi yapması düşünülemez bile!

8. Nitekim çuvallarımızın ağzında bulduğumuz parayı size ta Kenaan ülkesinden geri getirmiştik. Efendini­zin evinden nasıl olur da gümüş ya da altın çalarız?

9. Eğer [aradığınız şey] kullarınızdan birinin yanında bulunursa, [o kişi] ölsün! Biz de efendime köle olu­ruz”.

10. [Adam] “Aslında dediğiniz gibi olması gerekir” dedi. “Ancak [kadeh] kimin yanında bulunursa, o benim kölem olur; diğerleriniz ise serbest kalırsınız”.

11. Aceleyle her biri çuvalını yere indirdi ve her biri çuvalını açtı.

12. [Adam] Ararken büyükten başladı ve küçükte bitirdi. Kadeh Binyamin’in çuvalında bulunmuştu.

13. [Kardeşler kederle] Giysilerini yırttılar. Her biri eşeğine bindi ve şehre döndüler.

14. Yeuda ve kardeşleri Yosef’in malikanesine geldikle­rinde [Yosef] hala oradaydı. Kendilerini onun önünde yere attılar.

15. Yosef onlara “Bu yaptığınız ne biçim iştir?” dedi. “Benim gibi birinin fal bakarak gerçeği öğreneceğini anlayamadınız mı?”

16. Yeuda “Efendime ne söyleyebiliriz” dedi. “Ne konu­şabiliriz; masumiyetimizi nasıl ispatlayabiliriz? Anlaşı­lan Tanrı, kullarınızın [eski bir] suçunu ortaya çıkar­mış. Hepimiz efendime köle olmaya hazırız – hem biz, hem de kadeh kimin elinde bulunduysa o”.

17. “Böyle bir şeyi yapmak bana yakışmaz!” dedi. “Kadeh kimin elinde bulunduysa, sadece o benim kölem olacaktır. Diğerleriniz ise selametle babanıza çıkabilirsiniz”.

18. Yeuda ona [Yosef’e] yaklaştı ve “Lütfen, efendim” dedi. “Bendeniz, efendime kişisel olarak bir şeyler söyle­mek ister. Lütfen bendenize öfkelenmeyin; çünkü siz tıpkı Paro gibisiniz.

19. “Efendim kullarına ‘Babanız ya da kardeşiniz var mı?’ diye sormuştu.

20. Efendime ‘Yaşlı bir babamız ve yaşlılığında doğmuş küçük bir çocuğu var. Kardeşi ölünce annesinin çocuk­larından bir tek o kaldı. Babası bu yüzden onu [özellikle] sever’ diye cevap vermiştik.

21. “Kullarınıza ‘Onu bana getirin. [Meraklanmayın] Gözüm onun üstünde olacaktır’ demiştiniz.

22. Efendime ‘Genç, babasının yanından ayrılamaz; çünkü babasını terk ettiği anda ölür’ demiştik.

23. [Ama siz] Kullarınıza ‘Eğer en küçük kardeşiniz sizinle birlikte inmezse, bir daha huzuruma çıkmayın’ diye kar­şılık vermiştiniz.

24. “Kulunuz babama çıktığımızda, efendimin sözlerini kendisine ilettik.

25. Babamız ‘Dönüp bize biraz yiyecek satın alın’ dediğin­de,

26. ‘[Bu şekilde] İnemeyiz. [Sadece] En küçük kardeşimiz yanımızda olursa ineriz. Çünkü [sorumlu] adamın huzu­runa, yanımızda en küçük kardeşimiz olmaksızın çıka­mayız’ diye cevap verdik.

27. “Kulunuz babamız bize [şöyle] dedi: ‘Siz de biliyorsu­nuz ki, eşim [Rahel] bana iki oğul doğurdu.

28. [Bunlardan] Biri yanımdan ayrıldı ve anlaşılan [vahşi hayvanlarca] parçalandı. [Nitekim] O zamandan beri onu görmedim.

29. Şimdi bunu da önümden alırsanız ve başına bir felaket gelirse, ak saçımı mezara kötülükle indirmiş olursunuz’.

30. “Ve şimdi; kulunuz babama vardığımda genç yanımız­da olmayacak. Oysa [babamın] canı, [oğlunun] canına bağlı!

31. Gencin [yanımızda] olmadığını gördüğü anda ölecektir! Ve [biz] kullarınız, kulunuz babamızın ak saçını mezara kederle indirmiş olacağız!

32. Ayrıca bendeniz ‘Onu sana getirmezsem, babama karşı tüm zamanlar için günah işlemiş olacağım’ diyerek, babamın önünde gence kefil oldum.

33. “Şimdi – Lütfen bendeniz, gencin yerine size köle olarak kalsın; genç de kardeşleriyle birlikte [babasına] çıksın.

34. Çünkü, genç yanımda yokken babama nasıl çıkarım? Babamın çekeceği sıkıntıyı görmeye dayanamam!”

PEREK 43

1. Kıtlık bölgede daha da ağırlaştı.

2. Mısır’dan getirmiş oldukları erzağı yiyip tükettikle­rinde, babaları onlara “Dönüp bize biraz yiyecek satın alın” dedi.

3. Yeuda ona açıklamaya çalıştı: “Adam bizi ‘Kardeşi­niz yanınızda olmadığı sürece huzuruma çıkmayın’ diye kesin bir dille uyardı” dedi.

4. “Eğer kardeşimizi bizimle göndermeyi uygun görür­sen, iner ve senin için yiyecek satın alırız.

5. Ancak eğer göndermezsen, inemeyiz. Çünkü adam bize ‘Kardeşiniz yanınızda olmadığı sürece huzuruma çıkmayın’ dedi”.

6. Yisrael “Adama başka bir kardeşiniz olduğunu söyle­yerek neden bana kötülük ettiniz ki?” dedi.

7. [Kardeşler] “Adam bize kendimiz ve doğduğumuz yerle ilgili sorular sorup durdu” dediler. “‘Babanız hala hayatta mı? Başka kardeşiniz var mı?’ dedi; biz de sadece sorulara uygun cevaplar verdik. ‘Kardeşinizi [Mısır’a] indirin’ diyeceğini bilebilir miydik?”

8. Yeuda, babası Yisrael’e “Genci benimle gönder; kalkıp gidelim” dedi. “Yaşayalım ve ölmeyelim – ne biz, ne sen, ne de çocuklarımız.

9. Ona ben kefil olacağım. Onu benim elimden sora­caksın. Onu sana getirmez ve huzuruna çıkarmazsam, sana karşı tüm zamanlar için günah işlemiş olacağım.

10. Aslında bu kadar oyalanmasaydık şimdiye kadar iki kez dönmüş olurduk!”

11. Babaları Yisrael, onlara “Madem durum bunu gerektiriyor, öyleyse şunu yapın: Bagajınıza ülkenin en meşhur ürünlerinden alıp, adama hediye götürün; biraz pelesenk, biraz bal, baharat ve reçine, yerfıstığı ve badem.

12. Yanınıza da iki kat para alın, ayrıca çuvallarınızın ağzında [bulduğunuz] iade edilmiş olan parayı da eli­nizde geri götürün – [paraların iadesi] belki de hata sonucudur.

13. Kardeşinizi de alın ve kalkıp adama geri gidin.

14. Her-Şeye-Kadir Tanrı, adamın önünde size merha­met sağlasın. [Böylece adam] Diğer kardeşinizi ve Binyamin’i size [vermek üzere] serbest bıraksın. Ben ise – çocuklarımdan olmam gerekiyorsa – olacağım”.

15. Adamlar böylece söz konusu hediyeyi aldılar, yan­larına iki kat parayı ve Binyamin’i de alarak, kalkıp Mısır’a indiler ve Yosef’in huzurunda durdular.

16. Yosef yanlarında Binyamin’i gördüğünde evinin sorumlusuna “Beyleri eve götür” dedi. “Bir hayvan kesip hazırla. Çünkü beyler öğleyin benimle birlikte yiyecekler”.

17. Adam, Yosef’in dediği gibi yaptı ve kardeşleri Yosef’in malikanesine getirdi.

18. Adamlar Yosef’in malikanesine getirilmekte olduk­larını anlayınca çok korktular. “İlk seferde çuval­larımıza geri koyulan parayla ilgili olarak [buraya] getiriliyoruz” diye tahminde bulundular. “Bize karşı sahte bir suçlama yaratılıp, üzerimize yıkılacak. Sonun­da bizi köle olarak alacaklar – eşeklerimize de [el koyacaklar]!”

19. Yosef’in evinin sorumlusu olan adama yaklaşıp, onunla malikanenin girişinde konuştular.

20. “Lütfen efendim” dediler. “İlk başta yiyecek satın almak için [Mısır’a] inmiştik.

21. [Dönüş yolunda] Geceyi geçirdiğimiz yere gelince çuvallarımızı açtık. Baktık ki her birimizin parası çuvalının ağzında. Para eksiksizdi. Onu [şimdi] geri getirdik.

22. Ayrıca [yeni] yiyecek satın almak için elimizde başka para da getirdik. Paramızı çuvallarımıza kimin koyduğu hakkında fikrimiz yok!”

23. [Adam] “Sizinle ilgili her şey yolunda; korkmayın” dedi. “Tanrınız ve babanızın Tanrısı herhalde çuval­larınıza gizli bir hediye yerleştirmiş. Ödediğiniz para bana ulaştı”. [Bunları söyledikten sonra] Şimon’u onlara çıkardı.

24. Adam, adamları Yosef’in malikanesine getirdi. Ayaklarını yıkamaları için su verdi eşeklerine de yem sağladı.

25. [Kardeşler, getirmiş oldukları] Hediyeyi, Yosef öğle­yin gelene kadar hazır ettiler; çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.

26. Yosef eve geldiğinde, ellerindeki hediyeyi ona, salo­na getirdiler ve onun önünde yere kadar eğildiler.

27. [Yosef] Hatırlarını sorduktan sonra “Bahsettiğiniz yaşlı babanız salim mi? Hala hayatta mı?” dedi.

28. “Kulunuz babamız salimdir; hala hayattadır” dedi­ler. Diz kırıp eğildiler.

29. [Yosef] Gözlerini kaldırdı ve kardeşi, annesinin oğlu Binyamin’i gördü. “Bana bahsettiğiniz en küçük kardeşiniz bu olmalı” dedi. [Sonra Binyamin’e dönüp] “Tanrı sana lütufkar davransın oğlum” dedi.

30. Yosef [çıkmak için] acele etti; zira kardeşine karşı merhameti uyanmıştı ve ağlama ihtiyacı duyuyordu. İç odaya geçti ve orada ağladı.

31. Yüzünü yıkayıp çıktı. Duygularına hakim olarak “Yemeği getirin” dedi.

32. [Yemeği] Ona ayrı, onlara da ayrı servis ettiler. Onlarla birlikte yiyen Mısırlılar’a da ayrı [servis yapıl­mıştı]; zira Mısırlılar İbraniler’le birlikte yemek yiye­mezlerdi – bu Mısır’da – bir tabuydu.

33. [Yosef’in] Önünde, yaş sırasına göre, büyükten küçüğe oturtulunca, adamlar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

34. [Yosef] Kendi masasından yiyecek porsiyonları gön­derdi. Binyamin’in porsiyonu, diğerlerine göre beş kat fazlaydı. [Kardeşler] Onunla [Yosef’le] içip sarhoş oldular.

PEREK 42

1. Yaakov Mısır’da erzak bulunduğunu öğrenmiş­ti. Yaakov, oğullarına “Neden kendinizi gösteriyorsu­nuz?” dedi.

2. “Mısır’da erzak bulunduğunu duydum” diye açıkladı. “Oraya inin ve bize oradan erzak satın alın. Yaşayalım ve ölmeyelim”.

3. Yosef’in on kardeşi, Mısır’dan buğday satın almak üzere indiler.

4. Ancak Yaakov,Yosef’in kardeşi Binyamin’i, “Başına bir felaket gelmesin” düşüncesiyle kardeşleriyle gön­dermedi.

5. Yisrael’in oğulları, Kenaan’daki kıtlık sebebiyle erzak satın almak üzere [Mısır’a] ulaşanlar arasında geldiler.

6. Ve Yosef – o, ülkenin [kayıtsız şartsız] hakimiydi çünkü tüm halklara erzağı satan [sadece] oydu. Yosef’in kardeşleri geldikleri zaman onun önünde yüzüstü yere eğildiler.

7. Yosef, kardeşlerini gördüğü anda tanımıştı. Ancak onları tanımazdan geldi ve onlara sert bir dille konuş­tu. Onlara “Nereden geldiniz?” diye sordu. “Kenaan ülkesinden – yiyecek satın almak için” dedi­ler.

8. Yosef kardeşlerini tanımıştı; ama onlar kendisini tanımamışlardı.

9. Yosef onlarla ilgili olarak görmüş olduğu rüyaları hatırladı. Onlara “Casussunuz siz!” dedi. “Ülkenin zayıf yanını görmek için geldiniz!”

10. Ona “Öyle değil efendim” diye açıkladılar. “Kul­larınız sadece yiyecek satın almaya geldiler.

11. Biz, hepimiz tek bir kişinin oğullarıyız. Biz dürüst kişileriz. Kullarınız casusluk yapmamıştır”.

12. [Yosef] “Hayır!” dedi onlara. “Ülkenin zayıf yanını görmek için geldiniz!”

13. “Kullarınız oniki kardeştir” diye alttan aldılar. “Kenaan ülkesindeki tek bir kişinin oğullarıyız biz. En küçüğümüz şu anda babamızın yanında; birini ise kay­bettik”.

14. Yosef onlara “Dediğim gibi: Casussunuz siz!” dedi.

15. “Şununla sınanacaksınız: Paronun yaşamı adına – en küçük kardeşiniz buraya gelene kadar [hiçbiriniz] buradan çıkmayacaksınız.

16. Aranızdan birini gönderin, kardeşinizi alıp getirsin. Kalanlarınız ise tutuklanacak. İddianız sınanacak ve doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Aksi tak­dirde – Paro’nun yaşamı adına – casus olduğunuz kesinleşecektir!”.

17. [Yosef] Onları üç gün boyunca nezarete attırdı.

18. Üçüncü günde Yosef onlara “şunu yaparsanız hayat­ta kalırsınız” dedi. “Ben Tanrı’dan korkarım.

19. Gerçekten dürüst olup olmadığınızı göreceğiz. Bir kardeşiniz nezarette tutulduğunuz yerde tutuklu kala­cak; diğerleriniz ise – gidin ve ailelerinizin açlığını gidermek için erzak götürün.

20. En küçük kardeşinizi ise bana getirin ki sözleriniz doğrulansın. [Bu olursa] ölmeyeceksiniz”. Böyle yapmayı kabul ettiler.

21. Birbirlerine “Aslında kardeşimiz sebebiyle gerçek­ten de suçluyuz biz” dediler. “Bize yalvarırken onun ıstırabına şahit olmuş ama dinlememiştik. Bu sıkıntı da işte bu yüzden başımıza geldi”.

22. Reuven araya girdi. Onlara “Size ‘çocuğa karşı suç işlemeyin’ dememiş miydim?” dedi. “Ama dinlemedi­niz! İşte şimdi kanının hesabı soruluyor!”

23. Bu arada Yosef’in dinlemekte olduğunu bilmiyor­lardı; çünkü [konuşmaları boyunca] aralarında bir aracı vardı.

24. [Yosef] Dönüp uzaklaştı ve ağladı. Onlara geri dön­düğünde yine sertçe konuştu, aralarından Şimon’u aldı ve gözlerinin önünde onu hapsetti.

25. Yosef, [adamlarına, kardeşlerin] bagajlarını buğday­la doldurmalarını, [bu arada] paralarının herkesin çuvalına geri koyulmasını ve onlara yol için yolluk verilmesini emretti. Bu şekilde yapıldı.

26. Erzaklarını eşeklerine yüklediler ve oradan yola çık­tılar.

27. Geceyi geçirdikleri yerde, [kardeşlerden] biri, eşeği­ne yem vermek için çuvalını açtı. Parasını gördü – çuvalının tam ağzındaydı!

28. Kardeşlerine “Param iade edilmiş!” dedi hayretle; “İşte – çuvalımda!” Kalpleri yerinden fırlamıştı. Birbirlerine titreyen ses­lerle “Tanrı bize ne yaptı böyle?” diye sordular.

29. Kenaan ülkesine, babaları Yaakov’a geldiklerinde, kendisine, başlarına gelen her şeyi şöyle anlattılar:

30. “Ülkenin hakimi olan adam bizimle sert bir dille konuştu. Sanki ülkede casusluk yapıyormuşuz gibi davrandı.

31. Kendisine ‘Dürüst insanlarız biz, casus değiliz’ dedik.

32. ‘Biz aynı babanın oğlu olan oniki kardeşiz. Birini kaybettik, en küçüğümüz de şu anda Kenaan ülkesinde babamızın yanında.’

33. “Ülkenin hakimi olan adam ise bize ‘Dürüst kişiler olduğunuzu şu şekilde anlayacağım’ dedi. ‘Bir kardeşi­nizi benimle bırakın, sonra ailelerinizin açlığını gider­mek için gereksinim duyduğunuz şeyleri alıp gidin.

34. En küçük kardeşinizi bana getirin. Böylece sizin casus olmadığınızı, dürüst kişiler olduğunuzu anlaya­cağım. O zaman kardeşinizi size [geri] veririm, siz de ülkede [Mısır’da serbestçe] ticaret yapabilirsiniz’ ”.

35. Çuvallarını boşalttıkları sırada, her biri para kesesi­nin çuvalının içinde olduğunu gördü. Hem onlar hem de babaları para keselerini gördüler ve korkuya kapıl­dılar.

36. Babaları Yaakov onlara “Beni çocuklarımdan edi­yorsunuz!” dedi. “Yosef yok! Şimon da yok! Şimdi Bin­yamin’i de mi alacaksınız? Her şey benim başıma geli­yor!”

37. Reuven, babasını iknaya çalıştı: “Eğer onu [Binya­min’i] sana getirmezsem, iki oğlumu öldürebilirsin” dedi. “Onu benim elime teslim et; onu sana ben geri getireceğim”.

38. “Oğlum sizinle birlikte [Mısır’a] inmeyecek!” dedi [Yaakov]. “Çünkü kardeşi öldü ve o bir başına kaldı. Çıktığınız yolculukta başına bir felaket gelirse, ak saçımı mezara kederle indirirmiş olursunuz!”

PEREK 41

1. [Arada geçen] İki tam yılın bitiminde Paro bir rüya gördü. [Rüyasında] Nil’in yakınında duruyordu.

2. Nil’den, güzel ve oldukça besili yedi inek çıktı. Saz­lıkta otlamaya başladılar.

3. Onların ardından, Nil’den aniden, çirkin ve oldukça cılız, yedi inek daha çıktı ve kıyıdaki diğer ineklerin yanında durdular.

4. Çirkin ve cılız olan inekler, güzel ve şişman olan yedi ineği yediler. Ve Paro uyandı.

5. Bir daha uykuya daldı ve ikinci kez rüya gördü. Tek bir saptan yedi tane sağlıklı ve iyi başak çıkıyordu.

6. Onların ardından, ansızın, cılız ve [sıcak] doğu rüz­garıyla kavrulmuş olan yedi başak daha bitti.

7. Bu cılız başaklar, sağlıklı ve dolgun olan yedi başağı yuttular. Paro uyandı ve işte – rüyaydı.

8. Sabah olduğunda çok tedirgindi. Haber gönderip Mısır’ın tüm medyumlarını ve bilgelerini çağırttı. Paro onlara rüyalarını anlattı; ancak kimse onları Paro için çözümleyemedi.

9. Baş saki Paro’yla konuştu; “Sanırım bugün suçlarımı hatırlatmam gerekiyor” dedi.

10. “Paro kullarına çok öfkelenmiş, sonuçta beni, muhafız birliği komutanının evinde nezarete attırmış­tı – beni ve baş fırıncıyı.

11. Aynı gece içinde, hem o hem de ben birer rüya gör­müştük. Gördüğümüz rüyalar kendilerine özgü anlam­lara sahip gibiydiler.

12. Orada yanımızda, muhafız birliği komutanının kölesi olan İbrani bir genç vardı. Ona anlattık ve rüyalarımızı açıkladı. Her birimize kendi rüyasına uygun bir çözüm üretti.

13. Ve bize nasıl çözümlediyse aynı şekilde gerçekleşti. [Paro] Beni görevime iade etti; onu [fırıncıyı] ise astı”.

14. Paro haber gönderip Yosef’i çağırttı. [Yosef’i] Zin­dandan koştururcasına çıkardılar. [Birisi Yosef’in] Saçlarını kesti, [Yosef] giysilerini değiştirdi ve Paro’ya geldi.

15. Paro Yosef’e “Bir rüya gördüm ama onu kimse çözümleyemiyor” dedi. “Ancak senin hakkında ‘Rüyayı dinlediği zaman çözümleyebilir’ dendiğini duydum”.

16. Yosef Paro’ya cevap verdi. “[Bu yetenek] Benim üstümdedir” dedi. “Paro’nun esenliği ile ilgili cevabı Tanrı verecektir”.

17. Paro Yosef’e konuştu: “Rüyamda Nil’in kıyısında duruyordum.

18. Ansızın Nil’den oldukça besili ve güzel yapılı yedi inek çıktı; sazlıkta otlamaya başladılar.

19. Onların ardından bir anda, son derece cılız, olduk­ça kötü şekilli ve et fakiri yedi başka inek çıktı. Tüm Mısır ülkesinde bunlar kadar berbatını görmemiştim!

20. Bu et fakiri ve kötü inekler, ilk [çıkan] yedi sağlıklı ineği yediler.

21. [Besililer, cılızların] İçlerine girmişlerdi ama içleri­ne girdikleri hiç anlaşılmıyordu ve [cılızların] görü­nümleri tıpkı baştaki gibi kötüydü. Sonra uyandım.

22. “[İkinci] Rüyamda [şunları] gördüm: Tek bir sap­tan, dolgun ve iyi yedi başak çıkıyordu.

23 Birden pörsümüş, ince ve [sıcak] doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak, arkalarından bitmeye başladı­lar.

24. İnce başaklar, yedi iyi başağı yuttular. “[Tüm bunları] Medyumlara anlattım; ama [çözümü] söyleyen olmadı”.

25. Yosef Paro’ya “Paro’nun rüyası tek bir anlama sahip” dedi. “Tanrı, yapmak üzere olduğu şeyi Paro’ya anlatmış.

26. Yedi iyi inek yedi yıl demek; yedi iyi başak da [aynı] yedi yıl demek. Aslında bu tek bir rüyadır.

27. “[İlk yedi ineğin] Arkalarından çıkan et fakiri ve kötü yedi inek, yedi yıl demektir – boş ve [sıcak] doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak da [aynı şekilde]. Yedi kıtlık yılı olacak!

28. “Paro’ya söylediğim de tam olarak budur – Tanrı, yapmak üzere olduğu şeyi Paro’ya göstermiş.

29. Bakın; yaklaşmakta olan yedi yıl var; [bu süre zarfında] tüm Mısır ülkesinde büyük bolluk olacak.

30. Ancak arkalarından yedi kıtlık yılı başlayacak ve Mısır ülkesindeki tüm bolluk unutulacak. Kıtlık ülke­yi kırıp geçecek.

31. Ülkedeki bolluk, sonrasında baş gösterecek olan o kıtlık sebebiyle bilinmeyecek bile. Çünkü [kıtlık] son derece ağır olacak.

32. “Rüyanın Paro’ya iki kez tekrarlanması; bu sürecin Tanrı tarafından başlatılmış olduğunu ve Tanrı’nın bunu yerine getirmek için hızlı davrandığını gösteri­yor.

33. “Şimdi – Paro, zeki ve bilge bir kişi belirlemeli ve onu Mısır ülkesi üzerine atamalıdır.

34. Paro bununla kalmayıp ülke üzerinde memurlar görevlendirmeli ve Mısır’ı, yedi bolluk yılı boyunca karneye bağlamalıdır.

35. “[Söz konusu memurlar] Gelmekte olan bu iyi yıl­ların tüm yiyeceğini toplasınlar; Paro’nun denetimi altında şehirlerde yiyecek olarak buğday biriktirsinler; ve bekçiliğini yapsınlar.

36. Böylece, Mısır ülkesinde gerçekleşecek yedi kıtlık yılı için bu [depolanmış] yiyecek bir teminat olacak ve ülke kıtlıkta kırılmayacaktır”.

37. Sunulan plan hem Paro’nun hem de tüm danış­manlarının beğenisini kazandı.

38. Paro danışmanlarına “Bunun gibi, Tanrı’nın Ruhu’na sahip bir başkası var mı ki?!” dedi.

39. Paro Yosef’e “Tanrı sana tüm bunları bildirdiğine göre, senin kadar zeki ve bilgesi olamaz” dedi.

40. “Hükümetimden sen sorumlu olacaksın ve yiyecek tüm halkıma senin emrine göre dağıtılacak. Konum olarak senden tek üstünlüğüm tahtım olacak”.

41. Paro Yosef’e “Bak – seni tüm Mısır ülkesi üzerine sorumlu olarak atıyorum” diye resmen bildirdi.

42. Paro yüzüğünü elinden çıkardı ve onu Yosef’in eline taktı. Ona en iyi ketenden elbiseler giydirtti ve boy­nuna altın bir zincir geçirdi.

43. Onu kendisine ait ikinci kraliyet arabasına bindirdi ve önünde [gidenler] “Başvezir!” diye bağırdılar. [Böylece Paro,] Onu tüm Mısır üzerine atamış oldu.

44. Paro Yosef’e, “Ben Paro’yum” dedi. “Tüm Mısır ülkesinde senin onayın olmadan kimse ne elini ne de ayağını kaldıracak”.

45. Paro Yosef’e Tsafenat Paneah ismini taktı ve onu, On rahibi Poti Fera’nın kızı Asenat’la evlendirdi. Böy­lece Yosef Mısır’ı yönetmeye çıktı.

46. Yosef Mısır kralı Paro’nun önünde durduğu zaman 30 yaşındaydı. Yosef Paro’nun huzurundan çıktı ve tüm Mısır ülkesi­ni boydan boya dolaştı.

47. Toprak, yedi bolluk yılı boyunca oldukça yüklü ürün verdi.

48. [Yosef] Mısır ülkesinde yedi yıl boyunca üretilen tüm yiyeceği topladı ve yiyeceği şehirlere depoladı. Her şehrin çevresindeki kırsal alanda yetişen yiyeceği, [o şehrin] içine depoluyordu.

49. Yosef, denizin kumu kadar çok fazla buğday birik­tirdi; öyle ki, saymaktan vazgeçtiler – zira sayılamaya­cak kadar çoktu.

50. [İlk] Kıtlık yılı gelmeden önce Yosef’in – On rahibi Poti Fera’nın kızı Asenat’ın ona doğurduğu – iki oğlu oldu.

51. Yosef, Behor olanın adını, “Tanrı tüm zorluklarımı – hatta babamın evini bile – unutmamı sağladı” diye, Menaşe koydu.

52. İkincisine ise, “Tanrı beni, ıstırap çektiğim ülkede verimli kıldı” diye, Efrayim adını verdi.

53. Sonunda, Mısır ülkesinde gerçekleşen yedi bolluk yılı sona erdi.

54. Tıpkı Yosef’in söylemiş olduğu gibi, yedi kıtlık yılı başladı. Diğer tüm ülkelerde kıtlık olmasına karşın, Mısır ülkesinin tümünde ekmek mevcuttu.

55. Sonraları ise tüm Mısır’da da açlık başgösterdi ve halk ekmek için Paro’ya yakardı. Bunun üzerine Paro bütün Mısır’a “Yosef’e gidin; size ne derse onu yapın” dedi.

56. Kıtlık bölgenin tümüne yayılmıştı. Yosef tüm ambarları açtı ve Mısır’a [halka] erzak satmaya başla­dı. Ancak kıtlık Mısır’da gittikçe kuvvetleniyordu.

57. Tüm bölge [halkları] erzak almak üzere Mısır’a, Yosef’e geliyorlardı; zira kıtlık tüm bölgede çok kuv­vetliydi.